6 ekim gunu tarihi bir hata yapıp alısverissaati.com sitesinden bir adet saat siparis ettim.Cunku arkadaslarımdan methini duymustum.ancak saat bir turlu tedarik edilemedi ve ben bu arada baska bir sitede baska bir saat begenip onu aldım ve bu siparisimi iptal ettirdim.Hemen beni aradılar bizim yuzumuzden mi iptal ettiniz diye sordular yok dedim.Hem de ne kadar inceler diye dusundum.
Neyse ,yaklasık 1 ay sonra kredi kartımı kontrol ederken bir baktım alısverissaati.com taksidi yatmıs! Param iade edilmemis ve ben almadıgım saatin taksitlerini oduyorum! Hemen irtibata gectim isleme alalım dediler (daha almamıslar 1 aydır).bir persembe gunuydu ve pazartesi yatacak dediler tamam dedim.Sonra yatmadı bir daha bir da cumaya kadar bilmemne erteleyip duruyorlar.Defalarca mail attım tenezzul edip dönmüyorlar.Musteri temsilcilerine baglanamıyorsunuz mesguller.Kısacası hala alamadım paramı.Deli oldum artık.1.5 aydır benim paramı kullanıyorlar!!!
Siz siz olun sakın buradan alısveris etmeyin ve esinize dostunuza da tavsiye etmeyin.
Bu arada bana da konu hakkında tavsiyesi olan varsa yazsın.Paramı nasıl kurtarabilecegim konusunda..
Edit: Konustum isleme bugun alınmıs size tekrar telefon acacagız bugun yapıldı diye dediler hala bekliyorum.Yatırmazsanız yasal yollardan hakkımı arayacagım dedim ki bunu yapmayı da dusunuyorum.Hem paramı hem de 1.5 aylık faizimi alıcam kullanıyolar paramı göz göre göre..
Edit 2: 25 kasım itibariyle paramı almıs bulunmaktayım..Hele şükür sonunda...
13 Kasım 2009 Cuma
9 Kasım 2009 Pazartesi
Gelecek Yazılar
Bu yazı hem bir not alma hem de haberdar etme yazısıdır.Yavas yavas alemlere geri dönmeyi düşünüyorum, bu ara cok faalim yazacak cok seyim var ama yazmaya henuz vakit bulamadım.
O yuzden konu baslıklarımı yazayım en azından sonradan unutmayayım dedim:
- Nefes filmi
- Efes Pilsen Blues Festival
- Kuşman Bowling Turnuvası
- Singin' in the Rain Müzikali
- 2012 filmi
Edit : Alışverişsaati.com 'un yaptıgı terbiyesizlik.Cok sinirlendirdiler beni uzun uzun yazıp kötüleyecegim merak etmeyin..
Aklıma gelen baska seyler oldukca bu listeyi gunceller sonra da yazmaya baslarım artık :)
Gorusmek uzere millet!
O yuzden konu baslıklarımı yazayım en azından sonradan unutmayayım dedim:
- Nefes filmi
- Efes Pilsen Blues Festival
- Kuşman Bowling Turnuvası
- Singin' in the Rain Müzikali
- 2012 filmi
Edit : Alışverişsaati.com 'un yaptıgı terbiyesizlik.Cok sinirlendirdiler beni uzun uzun yazıp kötüleyecegim merak etmeyin..
Aklıma gelen baska seyler oldukca bu listeyi gunceller sonra da yazmaya baslarım artık :)
Gorusmek uzere millet!
21 Ekim 2009 Çarşamba
Başlıksız
Sevgili günlük,
Hasta olmak ne kötü bisi degil mi?İnsan kendini iyi hissettigi anlarda sanki hiç hasta olmayacakmıs gibi geliyor.Simdi de sanki hic iyi olmamısım hep hastaymısım gibi hissediyorum.
Yatmaktan sıkılıp aktivite yapmak istemek ama buna halinin olmaması ve yine o yatakta kalmak zorunda olmak ne kötü.Ama daha da kötüsü yatmaktan baska birseye halin olmadıgı halde mecburen ise gelmek , hasta hasta calısmaya calısmak, bir yandan da hastalıgını insanlara bulastırmaktan korktugun icin cekine cekine öksürügünü tutmaya calısmak ama becerememek.
Sana bi soru ( biz tartısıyoruz da bir türlü cevabını bulamadık) ; grip , nezle ve soguk algınlıgı arasındaki fark nedir? Ne zaman antibiyotik kullanmalı, ne zaman grip ilacı almalı?Soguk algınlıgının da virusten kaynaklandıgı soylense de neden doktorlar antibiyotik veriyor? Yoksa almasak da zaten o surede iyilesecek miyiz?Peki viral bi hastalık oldugu halde Tamiflu (grip ilacı , biraz da sirketimin ilacının reklamını yapayım ;)neden bi ise yaramadı bende?
Neyse günlük icimi döktüm rahatladım,simdi burnumu ceke ceke calısmaya devam edebilirim.Sorularıma bir yanıtın olursa hic cekinme saat kac olursa olsun ara.
Öpüyorum seni gözlerinden.
Her daim hasta,
Özlem.
Edit: Antibiyotikleri üst solunum yolu enfeksiyonları icin veriyorlarmıs , sinuzit gibi mesela.Ondan iyi geliyormus bana..
Hasta olmak ne kötü bisi degil mi?İnsan kendini iyi hissettigi anlarda sanki hiç hasta olmayacakmıs gibi geliyor.Simdi de sanki hic iyi olmamısım hep hastaymısım gibi hissediyorum.
Yatmaktan sıkılıp aktivite yapmak istemek ama buna halinin olmaması ve yine o yatakta kalmak zorunda olmak ne kötü.Ama daha da kötüsü yatmaktan baska birseye halin olmadıgı halde mecburen ise gelmek , hasta hasta calısmaya calısmak, bir yandan da hastalıgını insanlara bulastırmaktan korktugun icin cekine cekine öksürügünü tutmaya calısmak ama becerememek.
Sana bi soru ( biz tartısıyoruz da bir türlü cevabını bulamadık) ; grip , nezle ve soguk algınlıgı arasındaki fark nedir? Ne zaman antibiyotik kullanmalı, ne zaman grip ilacı almalı?Soguk algınlıgının da virusten kaynaklandıgı soylense de neden doktorlar antibiyotik veriyor? Yoksa almasak da zaten o surede iyilesecek miyiz?Peki viral bi hastalık oldugu halde Tamiflu (grip ilacı , biraz da sirketimin ilacının reklamını yapayım ;)neden bi ise yaramadı bende?
Neyse günlük icimi döktüm rahatladım,simdi burnumu ceke ceke calısmaya devam edebilirim.Sorularıma bir yanıtın olursa hic cekinme saat kac olursa olsun ara.
Öpüyorum seni gözlerinden.
Her daim hasta,
Özlem.
Edit: Antibiyotikleri üst solunum yolu enfeksiyonları icin veriyorlarmıs , sinuzit gibi mesela.Ondan iyi geliyormus bana..
3 Eylül 2009 Perşembe
Yes Yerine Orrayt Demek Caiz Midir Hocam?

Benimle beraber kaç kişinin aklına Metin Uca diyince Haka dansı yapan Avusturalyalılar geliyor?
Kendisini her sabah okula gitmeden giyinirken izlerdim pek de severdim.O zaman da hükümeti eleştirirdi hala da bişi değişmedi, galiba bu ülkede hep böyle 'döneceez döneceez aynı yere geleceez' ( Cem Karaca'yı özledik ) . İşte bu kitapta da sevgili Metin Uca yine bol bol yurdumdan manzaralar göstermiş bize, esprili bir dilde eleştirilerini sunmuş.Kolayca okunan eğlenceli,aynı zamanda düşündürücü bir kitap yazmış.
Kitabın içinde ayrı ayrı konu başlıkları var.Ben en beğendiğimden bir kesit sunacağım sizlere.
(Not: Gerçek bir olaydan alıntıdır)
Onur Air'in uçağı Erzurum hava alanına inmek üzere alçalmış , iniş takımlarını açmış piste yaklaşmaktadır.Ama o da ne , tam o sırada bir bakarlar ki pistte bakan var! Karşıda yeni açılacak tesisi incelemek için pisti katediyor! Bakanı gören kaptan uçağın burnunu zar zor kaldırır, pistteki devlet hava yollarının escortu da bakanı peşine takıp pistten çıkartmaya uğraşır ve tehlike atlatılır.
Metin Uca'nın konu hakkındaki yorumu : "Tarihte ilk kez, bir sivil havacılık hizmeti bağlı olduğu
bir bakanın piste yanlışlıkla girmesi nedeniyle büyük tehlike atlatıyordu."
Hakikaten enteresan bir hadise.Böyle bir insan nasıl bakan olmuş , bir kediden biraz fazla aklı olsa oraya girmezdi herhalde.Facia atlatılmasa manşetleri bir düşünün "Onur Air'in uçağı pistte bakanı ezdi, yoksa bu bir suikast mi??"
Hay Allahım nasıl bir ülkede yaşıyoruz diyorum ve kitabı size tavsiye ediyorum efendim.
İyi günler dilerim.Esen kalın.
27 Ağustos 2009 Perşembe
The Winner Takes It All
Abba - The Winner Takes It All
envoyé par ABBA. - Clip, interview et concert.
Abba'nın en sevdiğim şarkısı.Milyonlarca kez dinleyebilirim.Mamma Mia adlı müzikalin filmini seyrettikten sonra yine takıldım, çevir çevir dinliyorum.Sizinle de paylaşayım istedim.
Bu arada müzikal de harikaydı.Siz de müzikal türünü seviyorsanız kesinlikle tavsiye ederim.
Sözlerini de paylaşayım şarkının:
Bu arada müzikal de harikaydı.Siz de müzikal türünü seviyorsanız kesinlikle tavsiye ederim.
Sözlerini de paylaşayım şarkının:
"The Winner Takes It All"
I don't wanna talk
About the things we've gone through
Though it's hurting me
Now it's history
I've played all my cards
And that's what you've done too
Nothing more to say
No more ace to play
The winner takes it all
The loser standing small
Beside the victory
That's her destiny
I was in your arms
Thinking I belonged there
I figured it made sense
Building me a fence
Building me a home
Thinking I'd be strong there
But I was a fool
Playing by the rules
The gods may throw a dice
Their minds as cold as ice
And someone way down here
Loses someone dear
The winner takes it all
The loser has to fall
It's simple and it's plain
Why should I complain.
But tell me does she kiss
Like I used to kiss you?
Does it feel the same
When she calls your name?
Somewhere deep inside
You must know I miss you
But what can I say
Rules must be obeyed
The judges will decide
The likes of me abide
Spectators of the show
Always staying low
The game is on again
A lover or a friend
A big thing or a small
The winner takes it all
I don't wanna talk
If it makes you feel sad
And I understand
You've come to shake my hand
I apologize
If it makes you feel bad
Seeing me so tense
No self-confidence
But you see
The winner takes it all
The winner takes it all...
I don't wanna talk
About the things we've gone through
Though it's hurting me
Now it's history
I've played all my cards
And that's what you've done too
Nothing more to say
No more ace to play
The winner takes it all
The loser standing small
Beside the victory
That's her destiny
I was in your arms
Thinking I belonged there
I figured it made sense
Building me a fence
Building me a home
Thinking I'd be strong there
But I was a fool
Playing by the rules
The gods may throw a dice
Their minds as cold as ice
And someone way down here
Loses someone dear
The winner takes it all
The loser has to fall
It's simple and it's plain
Why should I complain.
But tell me does she kiss
Like I used to kiss you?
Does it feel the same
When she calls your name?
Somewhere deep inside
You must know I miss you
But what can I say
Rules must be obeyed
The judges will decide
The likes of me abide
Spectators of the show
Always staying low
The game is on again
A lover or a friend
A big thing or a small
The winner takes it all
I don't wanna talk
If it makes you feel sad
And I understand
You've come to shake my hand
I apologize
If it makes you feel bad
Seeing me so tense
No self-confidence
But you see
The winner takes it all
The winner takes it all...
26 Ağustos 2009 Çarşamba
İnsan Ne İle Yaşar?

Bu zamana kadar başucu kitaplarına pek inanmazdım.Bir kitabı tekrar tekrar okumak vakit kaybı gelirdi.Ama bu kitap fikrimi değiştirdi.İçinde 6 tane hikaye barındıran kitapla Tolstoy her zamanki gibi harika anlatımıyla insanın ruh dünyasına eğiliyor.Hayat hakkında dersler veriyor.
Kitaba adını veren hikaye İnsan Ne ile Yaşar?
Ayakkabı tamircisi Simon çok fakirdir.Geçen kış karısıyla aynı paltoyu giymek zorunda kalmıştır ve bu sene alacaklarını toplayarak bir deri almak ve yeni bir palto dikmek niyetindedir.Ancak alacaklarını bir türlü toplayamaz.Karısına ne diyecegini düşünerek eve dönerken manastırın yanında çıplak bir adam görür.Önce gitmeyi düşünür ,başını belaya sokmak istemez.Sonra adama acır,onu evine götürür.Adam hic konusmamaktadır.Sadece Tanrı'nın onu cezalandırdıgını soyler.Evde karısı once bu durumdan hiç hoşlanmaz ancak daha sonra merhamet eder ve ona yemek verir.Yabancı ilk defa Simon'un karısı ona yemek verdiginde gülümser.Simon adama ayakkabıcılıgı ogretir ve adam yanlarında yasamaya baslar.
Aradan 6 yıl gecmistir ve adam cok iyi bir ayakkabıcı olmus,yaptıgı ayakkabıların ünüyle Simon çok kazanmaya başlamıştır.Ancak adam 6 yıl boyunca bir daha hiç gülmemiştir.Bir gün oldukça zengin bir adam 1 yıl boyunca dikişleri açılmayacak ve şekli değişmeyecek bir çizme yaptırmak için çok pahalı bir deri getirir.Yabancı adamı görünce tekrar gülümser.Daha sonra deriden çizme değil terlik yapar.Akşama doğru zengin adamın hizmetçisi gelip efendisinin öldüğünü ve bir çift cenaze terligine ihtiyacları oldugunu soyler.Michael da (yabancı adam, ismi şimdi geldi aklıma :)) terlikleri sarıp verir.
Bu olaydan yıllar sonra yanında birinin ayağı topal olan ikiz kızlar bulunan bir kadın gelir ve ayakkabı yaptırmak ister.Michael kadın ve cocuklarla cok ilgilenir.Annesinin kim oldugunu ve cocugun ayagının neden topal oldugunu sorar.Kadın da cocuklarının anne babasının 3 gun arayla öldüğünü,annenin öldükten sonra cocugun uzerine yuvarlanarak ayagını ezdigini,daha sonra cocuklara acıyarak onları aldıgını ve büyüttügünü anlatır.O anda Michael tekrar gülümser.Daha sonra odayı bir ışık kaplar.
Michael en sonunda sırrını açıklar.Aslında o Tanrı tarafından cezalandırılarak dünyaya 3 sorunun cevabını öğrenmesi için gönderilen bir melektir.Kız çocuklarını yeni doğuran annenin canını almak için gönderilmiş fakat kadının "çocuklarım bensiz yaşayamaz" diye yalvarmasına acıyarak canını almadan geri dönmüştür.Tanrı onu tekrar göndermiştir kadının canını almaya ve 3 sorunun cevabını öğrenip öyle dönmesini söylemiştir.
İlk soru "İnsan içinde ne barındırır?"
Bu sorunun cevabını Simon'un karısı önce onu istemedigi fakat sonra ona yemek verdigi zaman öğrenir.İnsan içinde sevgi barındırmaktadır.
İkinci soru " İnsana neyin bilgisi verilmemiştir?"
Bu sorunun cevabını zengin adam çizme yaptırmaya geldiğinde öğrenmiştir.Adam içeri girdiginde
yanında ölüm meleği arkadaşını görmüş ve onu tanıdıgı için gülümsemiştir.İnsana neye ihtiyacı oldugunun bilgisi verilmemiştir.Adam 1 yıllık bir cizmeye ihtiyacı oldugunu düşünmüştür ancak asıl ihtiyacı bir cenaze terliğidir.
Üçüncü soru "İnsan ne ile Yaşar?"
Bu sorunun cevabını da kızları görünce öğrenir.Kızların annesi canını almamasını çünkü çocuklarının onsuz yaşayamayacagını soylemistir ama böyle olmamıstır.Diger kadın onları evlat edinmiş ,sevgiyle bakıp büyütmüştür.Yani insan sevgiyle yaşamaktadır.
Kitapta buna benzer ders verici,insanı etkileyen 5 hikaye daha var.Dediğim gibi tam bir başucu kitabı.Mutlaka okuyun derim.
14 Ağustos 2009 Cuma
Notre Dame 'ın Kamburu

Yine bir kitap tanıtımıyla karsınızdayım.Sizden ayrı kaldıgım bu uzuun sure icerisinde kitap okumaya ara vermis degilim aslında.Geriye donuk olarak bunları yazmayı dusunuyorum,size anlatmam gereken cok guzel kitaplar okudum..
Gelelim bu gunku kitabımıza..Notre Dame 'ın Kamburu, orijinal adıyla Notre Dame de Paris , benim bir turlu okuyup bitiremedigim klasikler serisinden bir kitap.Kitabın aslında tek bir ana karakteri yok, butun karakterler etrafında esit donuyor, ama adı Quasimodo olan kambur o kadar ilgi cekmis ki kitap bu isimle anılmaya baslamıs.
Karakterleri tanıtayım :
Rahip Claude Frollo: Notre Dame kilisesinin basrahibi, kendini dunyevi islerden soyutlayıp bilime vermistir ve bu sayede kısa surede yukselmistir.
Esmeralda: Guzelligi dillere destan, danslarıyla insanı buyuleyen cingene kızı.
Pierre Gringoire: Sair ve filozof.Bes parasız.Bir tesadüf eseri Esmeralda 'nın kocası olur ancak ona hicbir zaman sahip olamaz.Daha sonra hayatını cingenelerle beraber, onlarla gosterilere cıkarak kazanmaya baslar.
Quasimodo: Kitaba adını veren kambur. 3-4 yaslarındayken Rahip tarafından evlat edinilir ve Notre Dame kilisesinde buyur.Belli bir yastan sonra kilisenin canlarını calmakla memur edilir.
Paquette: Eski bir kaldırım yosması.Esmeralda'nın gercek annesi.Esmeralda'nın bebekken cingeneler tarafından kacırılmasından sonra delirir.Paris'te kadınlar icin yapılmıs bir icazet odasında verilen ekmek ve suyla hayatını gecirir.Esmeralda'dan cingene oldugunu sandıgı icin nefret eder ancak kitabın sonunda kendi kızı oldugunu ogrenir.
Phoebus de Chateaupers : Paris 'li bir suvari alayı.Nisanlı olmasına ragmen cok capkın.Esmeralda ona sonsuz ve aptalca bir askla baglı.
Jehan Frollo: Rahip Claude Frollo'nun annesi ve babasının olumunden sonra bakımını ustune aldıgı ama bir turlu adam edemedigi, universiteli hovarda kardesi.
Cali: Esmeralda 'nın akıllı kecisi.Yaptıgı numaralarla insanları kendine hayran bıraktıran ama bir yandan da Esmeralda'nın buyucu oldugu dusuncesine sebep olan hayvan.
Esmeralda cok guzel bir cingene kızıdır.Sokaklarda dans ederek hayatını kazanmaktadır.
Notre Dame kilisesinin basrahibi Claude Frollo Esmeralda'ya asıktır ve onun icin herseyi tehlikeye atıp ona sahip olmak ister.Fakat Esmeralda Phoebeus ' a asıktır. Ancak Phoebeus sadece Esmeralda 'yı bir eglence olarak gormektedir ve aslında nisanlıdır.Esmeralda'yla bir ask macerası sırasında rahip Phoebeus'u bıcaklar ve herkes Esmeralda'nın onu oldurdugunu dusunur.Sucunu itiraf etmesi icin Esmeralda'ya iskence yapılır o da acıya dayanamadıgı icin sucu kabul eder ve idama mahkum edilir.Ayrıca Phoebeus olmadan yasamanın anlamsız oldugunu dusunmektedir.Phoebeus aslında yasamaktadır ama Esmeralda onun umrunda degildir.Guzel kız tam idam edilecegi sırada, daha once iskence gorurken kendisine su verdigi icin Esmeralda'yı cok seven kambur Quasimodo Esmeralda'yı kiliseye kacırır ve boylece kız kurtulur.Cunku o donemde sucluların kiliseye sıgınma hakkı vardır, ancak meclis kararıyla oradan cıkartılabilir.Daha sonra Esmeralda kilisede yasamaya baslar,Quasimodo ona bakar.Fakat kötü ruhlu rahip bir gece Esmeralda'ya tecavüze yeltenir.Basrahibi efendisi kabul eden Quasimodo ilk defa ona karsı cıkar ve kızı savunur.
İlerleyen zamanda Meclis Esmeralda hakkında tekrar idam kararı cıkarır.Bunu duyan cingeneler kiliseyi basıp onu oradan cıkarıp kurtarmak isterler ama basarılı olamazlar.Daha sonra Pierre ve basrahip kızı kacırır, basrahip Esmeralda'ya onunla olursa onu kurtaracagını yoksa onu ölüme terkedecegini soyler.Esmeralda nefret ettigi rahibin teklifini reddeder cunku o hala Phoebeus u sevmektedir.
Esmeralda idam edilecegi Greve Meydanı'na bırakılır.Meydandaki izbe bir odada yasayan Paquette cingene kız idam edilecegi icin sevinmektedir.Tam o sırada teki Esmeralda'da teki kadında olan bebek patiklerinden Esmeralda'nın kızı oldugunu anlar.Onu odasına alıp saklamaya calısır ancak kralın adamları onu bulur ve idam ederler.Kadın da kızını kurtarmaya calısırken öldürülür.
Yıllar sonra Esmeralda'nın ve onun yanında carpık curpuk iskelete sahip bir insanın kemiklerini bulurlar birbirlerine sarılmıs halde..Bu Esmeralda'yı cok seven Quasimodo'dur..
Kitabı cok begendim, cok guzel bir dili var.Okurken hem Esmeralda'nın aptallıgına sasıyor, biraz sinirleniyor, rahibin bu kadar kötü olmasına inanamıyor, hem de Quasimodo icin uzuluyorsunuz.
Aynı zamanda kitap Orta Çağ hayatını da gözler önüne seriyor.Avrupa'nın o gunlerde ne kadar vahşi bir yer oldugunu, insan hayatının ne kadar önemsiz oldugunu görüyorsunuz.İnsanlar tiyatro izler gibi idam ve işkence izlemekten zevk duyuyorlar.Nasıl olmus da bu insanlar medeniyete ulasmıs hakikaten anlamak zor.
Kısacası, okuyun efendim,sıkılmadan zevkle..Tavsiye ederim..
Öylesine Bir Yazı
Uzun zamandır ugramıyorum buralara,sabahın 6.30 unda kalkıp ise gidiyorum,bu guzel yaz aksamlarında da bilgisayar basında oturup blog yazmak hic isime gelmiyor dogrusu..
E peki neler yapıyorsun madem derseniz,
Ara verdiğim bu uzuuun sure icinde iş degistirdim, yeni işime adaptasyon sureci gecirdim (tek adapte olmam gereken konu sabah erken kalkmaktı aslında,cunku 2 ay staj yaptıgım sirkete girdigim icin pek yabancılık cekmedim..)
Sonra evimi degistirmeye karar verdim,kac haftadır da ev arıyorum, sonunda buldum,her ne kadar tam istedigim gibi meydana cok yakın olmasa da cok guzel bir ev.Bu hafta icinde tasınıyorum..
He bir de en guzel haber, ikiz yegenlerim oldu!! Bir kız bir erkek; Bilge ve Mete. Gerci kendilerini sadece fotograflardan gorebildim cunku hala kuvözdeler malesef 8 aylık dogdukları icin..Ablamın ilk okul zamanlarını hatırlıyorum da onun cocukları olması cok garip geliyor,acaba annem babam ne hissediyordur, bebeginin bebegi oluyor..Ne kadar garip su hayat..
Kısa bir ozet gectim size son birkac ayımdan..Bu ara cok atraksiyonelim anlıycagınız, sakin sessiz bir hayat surmeye basladıgımda eski uretkenligime geri donecegimi umuyorum..Saygılar sevgiler efendim..
E peki neler yapıyorsun madem derseniz,
Ara verdiğim bu uzuuun sure icinde iş degistirdim, yeni işime adaptasyon sureci gecirdim (tek adapte olmam gereken konu sabah erken kalkmaktı aslında,cunku 2 ay staj yaptıgım sirkete girdigim icin pek yabancılık cekmedim..)
Sonra evimi degistirmeye karar verdim,kac haftadır da ev arıyorum, sonunda buldum,her ne kadar tam istedigim gibi meydana cok yakın olmasa da cok guzel bir ev.Bu hafta icinde tasınıyorum..
He bir de en guzel haber, ikiz yegenlerim oldu!! Bir kız bir erkek; Bilge ve Mete. Gerci kendilerini sadece fotograflardan gorebildim cunku hala kuvözdeler malesef 8 aylık dogdukları icin..Ablamın ilk okul zamanlarını hatırlıyorum da onun cocukları olması cok garip geliyor,acaba annem babam ne hissediyordur, bebeginin bebegi oluyor..Ne kadar garip su hayat..
Kısa bir ozet gectim size son birkac ayımdan..Bu ara cok atraksiyonelim anlıycagınız, sakin sessiz bir hayat surmeye basladıgımda eski uretkenligime geri donecegimi umuyorum..Saygılar sevgiler efendim..
3 Ağustos 2009 Pazartesi
Garanti Bankasından Bedava Eft Yapmak
Sizin de Garanti Bankası'nda bir hesabınız varsa ve eft yapmak istiyorsanız,2.5 ytl lik ücreti ödememek için şu yolu takip edebilirsiniz.
Öncelikle Safari web browser indiriyoruz.bu günlerde 4. versiyonu çıkmış ben onu indirdim.
Sonra settings-> preferences -> advanced 'i acıp 'show develop menu on toolbar' ı işaretliyoruz ve kapatıyoruz.
Daha sonra menu 'de çıkan develop opsiyonunun üzerine geliyoruz ve User Agent ' a tıklıyoruz .Acılan listeden Mobile Safari 1.1.4 iPhone 'u seçiyoruz.Sonra gidip wap.garanti.com.tr adresine giriyor ve bütün işlemlerimizi bedavaya yapıyoruz.(garanti cep bankacılıgından ücret almıyor ve biz de bu yontem sayesinde web browser'ımızı wap browser olarak algılamasını saglıyoruz)
Hadi herkese kolay gelsin!
Öncelikle Safari web browser indiriyoruz.bu günlerde 4. versiyonu çıkmış ben onu indirdim.
Sonra settings-> preferences -> advanced 'i acıp 'show develop menu on toolbar' ı işaretliyoruz ve kapatıyoruz.
Daha sonra menu 'de çıkan develop opsiyonunun üzerine geliyoruz ve User Agent ' a tıklıyoruz .Acılan listeden Mobile Safari 1.1.4 iPhone 'u seçiyoruz.Sonra gidip wap.garanti.com.tr adresine giriyor ve bütün işlemlerimizi bedavaya yapıyoruz.(garanti cep bankacılıgından ücret almıyor ve biz de bu yontem sayesinde web browser'ımızı wap browser olarak algılamasını saglıyoruz)
Hadi herkese kolay gelsin!
16 Haziran 2009 Salı
Maskeli Tuxedo
İlk aşkım Maskeli Tuxedo, severek izlediğim Ay Savaşçıları' nın (SailorMoon) bir numaralı karakteri,asıl adı Mamoru Chiba, sıradan bir delikanlı.Ancak ay savaşçısının en zor anlarında gülünü fırlatarak ortaya çıkar, bir anda çozer butun sorunları, gönüllerin kahramanı olur, diziyi izleyen benim gibi ufak(tabi o zamanlar) kızcağızları kendine aşık eder..Tuxedo'ya aşık olup daha çok şey öğrenmek isteyenler linke tıklasın.Ben sadece hislerimi paylaşmak istedim:)
9 Haziran 2009 Salı
iyi ki dogdum,ne güzel bir bilgisayar mühendisi oldum!

Eveeeet 5 yıllık maraton bitti, bugun bitirme sunumumu yaptım, projemiz basarıyla tamamlandı,
sunumumuz begenildi veeeee artık mezunum!!!!
Bir bilgisayar muhendisi olarak ben de varım bu alemde!!! :)
Cok mutluyum cok,inanamıyorum hala herseyin bittigine,
ve su 22 yıllık omrumde tam 17 yıl okuduğuma!!!!
Veee simdi tabi ki party time!!
24 Mayıs 2009 Pazar
Bilgilendirme
Farkındasınızdır,bir süredir güncelleyemiyorum blogumu.Malesef bitirme,iş vs. derken çok yoğunum,hele bir hayırlısıyla mezun olayım,bol bol yazacağım,sizi yazılara boğacağım, bir sürü konu başlığım var merak etmeyin:))
en kısa zamanda gorusmek uzere..
en kısa zamanda gorusmek uzere..
13 Mayıs 2009 Çarşamba
Karakter Analizi
kendime bir karakter testi yaptım.Cok basit bir test,9 tane resimden birini seçiyorsunuz ve sonucu gösteriyor.Benim sonucum bana 100% uyuyor, o yüzden paylaşayım dedim ,siz de bir deneyin:)
Yukarıdaki testte secilen resimler,
bu asagıdaki de benim sonucum:
Yogun istek uzerine linkini de veriyorum ( hay allah unutmusum:)
9 Mayıs 2009 Cumartesi
Ayşe Kulin - Veda
Bu kitapla tanışmam tamamen tesadüf eseri.İzmit' e gittiğimde bizimkiler yeni bir kitaplık almışlardı,ben de içindekileri incelemeye koyuldum ki bu kitabı gördüm.Artık tarihi roman okumayacağım diyordum kendi kendime , çok fazla okudum zamanında diye.Yine de bir bakayım malum çok popüler neymiş diye düşündüm.Ancak kitabı okumaya başlamamla bitirmem aynı gün içinde gerçekleşti.Bitirme projesine bakmam gerekiyormuş , yok yıllık yazısı yazacakmışım hiçbir şey engelleyemedi beni.Öyle sürükleyici ki kitap,Ayşe Kulin yine yapmış yapacağını dedim.Daha önce Adı:Aylin ve Füreya kitaplarını da aynı beğeniyle okumuştum.Kitap,Ayşe Kulin'in anneannesinin babası olan,Osmanlı'nın son Maliye Nazırı Ahmet Reşat ve ailesinin yaşadıklarını ,o sıralarda yaşanan olayları es geçmeden,ancak çok da savaş havasıyla insanı boğmadan anlatıyor ve kesinlikle taraf tutmadan gerçekleri sunuyor.Ahmet Reşat, hala padişahına sıkı sıkıya bağlı,ona asla ihanet etmiyor ancak kitabın sonlarına doğru onun da hataları oldugunu görüp, daha önce hiç şans vermediği Kuvay-ı Milliyeci'lere , başını belaya sokmadan duramayan Sarıkamış gazisi, arandığı için evinde sakladığı yeğeni sayesinde yardım etmeye başlıyor.Kitap Kemal'in yurdu kurtarma maceralarını, o günlerde yaşanan olayları , Karakol teşkilatını anlatırken, birden Mehpare çıkıveriyor ortaya, ailenin uzaktan akrabası Çerkez kızı.Kemal Sarıkamış macerasından sonra ciğerlerinden hasta olduğu için özel bakım gerekiyor ve Mehpare Kemal'e gözü gibi bakıyor.Daha sonra Kemal ve Mehpare'nin aşkına tanık oluyorsunuz, evlilikleriyle sonuçlanan ancak Kemal'in ölümüyle yarım kalan..
Ayşe Kulin, savaş ve aşk arasında çok iyi bir denge kurmuş,ne fazla aşka dalıp gerçeklerden uzaklaşmış, ne de fazla macera sunup duyguları unutmuş.Gerçekten çok beğendim kitabı.
Vahdettin'in ülkeyi terketmesi ve Ankara'daki hükümetin yönetimi devralmasıyla sürgüne giden Ahmet Reşat'ın hikayesi gerçekten üzüyor,vatanına bu kadar bağlı ancak padişahına ihanet etmemiş bir adamın hain gösterilerek idam listesine konması, onu Atatürk' e kırgın bırakmış.
Ayşe Kulin, bu konuyu 3 kitaplık bir seri halinde işlemeye karar vermiş, Veda birincisi.İkinci kitabı Umut da çıktı,onu da aldım ancak şu pazartesi günü olan sınavı atlatmalıyım önce.Bu kitapta Bosna'dan göç eden Kulin ailesinin yaşadıklarını ve teyzesi Sabahat ve Aram'ın aşkını işliyormuş yazar.Eminim o da bir solukta bitecek.
Kitap hakkında daha fazlasını merak edenlere bunları okumalarını tavsiye ederim (Ayşe Kulin röportajları)
1 Mayıs 2009 Cuma
Humpty Dumpty

Alice Humpty Dumpty'nin yanından ayrılacağı zaman,Humpty Dumpty bir daha görürse onu hatırlamayacağını , tıpkı diğer insanlar gibi olduğunu söylüyor, Alice de yüzünden ayırt edebileceğini söyleyince Humpty Dumpty'nin yorumu şu oluyor:
" That's what I just complain of.Your face is the same as everybody has- the two eyes , so nose in the middle ,mouth under.It's always the same.Now if you had the two eyes on the same side of the nose ,for instance - or the mouth at the top - that would be some help"
Humpty Dumpty ayrıca, kelimelere istediği gibi mana veriyor,kimisini birleştirip tek kelime haline getiriyor ve konuyla ilgili şu yorumu yapıyor: "when i use a word, it means just what i choose it to mean, neither more nor less."
Travis grubu da Humpty Dumpty'yi çok sevenlerden sanırım.Onun üzerine bir aşk şarkısı bile yazmışlar, adı da Humpty Dumpty Love Song.Sözlerini de yazayım size hem de Türkçe açıklamalı:
The Humpty Dumpty Love Song - Travis
|
Not:Şarkıyı dinlemek isteyenler yan taraftaki playlistte bulabilirler;)
29 Nisan 2009 Çarşamba
Through The Looking Glass

Alice's Adventures in Wonderland ' den sonra Through The Looking Glass ile devam edeceğimden bahsetmiştim.Bu kitapta bu sefer kızımız Alice soğuk bir kış gecesi koltuğunda oturur , kedisiyle dertleşir ve onunla satranç oynamayı hayal ederken, birden aynanın arkasındaki evi merak eder.Evin odası, kendi oturduğu odayla tamamen aynıdır ancak, gerçekten bir şömine var mıdır orada da , çünkü şöminenin arkası görünmemektedir aynada.Alice, aynanın yanına gider ve birden kendini diğer tarafta bulur , bu dünyada herşey ters yaşanmaktadır, bir yere gitmek istiyorsan onun tersi tarafına yürümelisindir, hafızalar da ters işler, henüz yaşanmamış olayları hatırlayabilirsin.Satranç taşları canlıdır, ve evin bahçesi bir satranç tahtası şeklindedir.Alice bu bahçede ilerleyerek Kraliçe olmayı hedeflemektedir en son hamlede.Yol üzerinde bir çok macera yaşar, enteresan karakterlerle karşılaşır.

Bu karakterlerden enteresan bulduklarımı size anlatacağım.İlki tweedledum ve tweedelde.Bunlar şişman iki kardeş,biri ne derse diğeri "contrariwise" diyerek onay verir.Biri diğerinin yeni çıngırağını kırdı diye kavga etmeye anlaşırlar, kitapta "agree to have a battle " diye geçiyor.Aslında karakterler bir tekerlemeden yola çıkılarak yaratılmış ve bu tekerlemede anlatılan olaylar yaşanıyor kitabın onlara ait bölümünde.Önce yukarıda bahsettiğim gibi kavgaya tutuşuyorlar, sonra canavarvari bir horozun geldiğini görünce korkudan kavgalarını unutuyorlar.
Tekerleme şu şekilde:
- Tweedledum and Tweedledee
- Agreed to have a battle;
- For Tweedledum said Tweedledee
- Had spoiled his nice new rattle.
- Just then flew down a monstrous crow,
- As black as a tar-barrel;
- Which frightened both the heroes so,
- They quite forgot their quarrel

İkinci karakterimiz Humpty Dumpty, yani duvarda oturan yumurta.Bu karakter de çok ünlü bir tekerlemeden geliyor.Humpty Dumpty kelimelerle oynayarak ya da birkaç kelimeyi birleştirerek enteresan kelimeler türetiyor.Örneğin;
- "brillig" means four o'clock in the afternoon- the time when you start broiling things for dinner.
- "wabe " is the grass-plot around the sundial,because it goes a long way before it and a long way behind it.

Sonrasında,Alice kızımız yolunda ilerlerken The King'le karşılaşıyor (biz de Şah'a denk geliyor satranç taşı olarak) .Kral Alice'e Elçilerinden birini görüp görmediğini soruyor. (The Messengers, biri Haigha , ilk kitaptaki March Hare karakteri, diğeri Hatta , ilk kitaptaki Hatter, ancak konu olarak herhangi bir bağları yok.) Kralla Alice arasında şöyle bir konuşma geçiyor:
Alice - 'I see nobody on the road'
The King -' I only wish I had such eyes.To be able to see Nobody! And at that distance too!'

En son paylaşmak istediğim karakter Şövalye (The Knight). Öyle beceriksiz bir şövalye ki sürekli at üstünden düşüyor ve Alice onu düzeltmek zorunda kalıyor, ve sürekli saçma sapan şeyler icat ettiğini iddia ediyor.Şövalye Alice'e bir şarkı söylemek istiyor ancak şarkının adı konusunda bir türlü anlaşamıyorlar şöyle ki:
The Knight- 'The name of the song is called Haddocks' Eyes
Alice- 'That's the name of the song , isn't it?'
The Knight- 'No , you don't understand.That's what the name is called.The name really is The Aged Aged Man.
Alice-'That's what the song is called?'
The Knight- ' No, that's quite another thing!The song is called Ways and Means but that's only what it's called ,you know!'
Alice- 'Well, what is the song ,then?
The Knight- 'The song really is A-sitting On A Gate'
Her iki kitapta da daha anlatılacak çok fazla karakter ve enteresan diyalog var,yalnız ben size en çok hoşuma gidenleri aktardım.Gerisini öğrenmek için tavsiyem ikisini de orjinal dilinde okumanız.İki kitap da gayet başarılıydı ancak tabi ki Alice's Adventures in Wonderland çok daha güzeldi,belki de ben sıkılmaya başlamıştım çünkü gözüm sıradaki kitaba takılmaktaydı o sıralar..
Google'a inanmak

Gecen gun, siteme google'dan gelen ziyaretcilerin kullandıgı anahtar kelimelere baktım.En populeri possesivprononomen olmus, sanırım almancaya yogun bir talep var. 2. en cok ziyaretci ceken konu ise aida operası.Bunun nedenini de bu konuda Türkçe kaynakların az olmasına bağlıyorum ben.
Tamam çok güzel, bunlar gayet mantıklı ama merak ediyorum , hangi biriniz google ' daki arama çubuğuna " güvercini doğduktan iki saatte büyüten hormon" yazmıştır veya yazmayı aklından geçirmiştir acaba? Sana sesleniyorum ziyaretçi ne yapacaksın bu hormonu, yazık değil mi canım güvercinlere ? Nedir bu seri üretim tutkusu böyle? Tavukların hormonla kısa sürede büyütülmesi gerçeğine alışmıştık ama güvercinlerin de aynı muameleye maruz kaldığını, ( hele ki 2 saat gibi bir sürede!) hiç duymamıştım, yazık günah vallahi..
23 Nisan 2009 Perşembe
Boleyn Kızı

Bugün,Boleyn Kızı'nın filmini izledim.Kitabı okumamış biri olarak film iyi sayılabilirdi,Natalie Portman ve Scarlett Johansson tabi ki filme ayrı bir renk katıyordu, ayrıca Eric Bana da çok beğendiğim aktörlerdendir.Filmi izledikten sonra kitabı da okumaya karar verdim, konu ilgimi çekti.
Filmdeki en düzgün karakterler kraliçe ve kızların anneleriydi.Neredeyse bütün erkekler, güç ve ihtiras yüzünden bütün ahlaki değerleri yıkacak işler yaptılar( Gregory ' yi bu kategoriye katmıyorum, yazık oldu çocuğa ) .Baba kızlarını pazarladı, birbirine düşmelerine göz yumdu, Mary ' nin kocası konsey üyeliği için karısını krala verdi, hele o dayı yok mu , ne kadar pislik bir insanmış öyle, kendi ihtirasları için 3 yeğenini de harcadı.Zaten krala söyleyecek laf yok, çok uçkuru düşük bir insanmış, tam 6 tane karısı varmış ve onları da ya boşamış ya idam ettirmiş.
Ancak, filmde de dikkat ettim,dünyanın her yerinde kadınlar hakir görülüyor, erkek çocuklar kızlardan üstün tutuluyor, oralarda da kadınlar kızları olduğu için ağlıyor.Ancak o beğenmedikleri kızlar , dünyanın düzenini değiştiriyor ,örneğin İngiltere'nin Katolik Kilisesinden ayrılmasına sebep oluyor.
Fırsatını bulduğum ilk an kitabı okuyup, filmle kitabın da karşılaştırmasını yaparım.Ancak sanırım, filmde bir çok detay atlanmış , çünkü hikayeyi bilmeyen biri olarak ben anlamakta zorluk çektim izlerken , e şimdi noldu , kimin eli kimin cebinde, kim bu kadın vs.. gibi sorular belirdi sürekli aklımda..Anlayabiliyorum tabi ki, kocaman bir kitaptan insanları sıkmayacak uzunlukta bir film çıkarmak çok zor ancak, önümüzde bir Yüzüklerin Efendisi örneği varken, beklentileri de çok düşürmemek gerek sanırım..
Alice's Adventures In Wonderland

Linguistic ders kitabını okurken çok fazla bahsinin geçmesi nedeniyle merak ettiğim , alıp okuduğum kitap.Aslında Türkçesini her çocuk gibi ben de okumuş , çizgi filmlerini izlemiştim.Ancak , linguistic kitabındaki alıntılarda benim dikkatimi çeken kelime oyunlarıydı ve sonra kitabın aslında tamamen bunlardan oluştuğunu farkettim.Türkçe'ye çevrilince tabi ki bunlar yok oluyor, ve kitabı orjinal dilinden okumayanlar onu sadece, Alice adlı kızın Harikalar Diyarı'nda başına gelen enteresan olayları barındıran bir çocuk kitabı olarak değerlendiriyorlar.
Bana kalırsa kitap kesinlikle korkunç bir zeka ürünü ve yazarı zaten bir matematikçi.Bu kitabı orjinal dilinde kesinlikle okumanızı öneririm.Ben elimden bırakamadım.
Size kitapta en beğendiğim bir kaç bölümünü anlatayım:
Alice kendi gözyaşlarından oluşan havuzda yüzerken bir fareyle karşılaşır.Sonra fareden kendi hikayesini anlatmasını ister.Fare ona cevap olarak " mine is a long and sad tale " diye cevap verir.Alice 'in tepkisi ise "it ' s a long tail , certainly but why do you call it sad? " olur.Ve sonrasında fare kendi hikayesini anlatırken, Alice bunun aslında yandaki gibi fare kuyruğu biçiminde bir şiir olduğunu düşünür.

Bir diğerinde Alice, The Dutchess yani Düşes ile konuşmaktadır.Düşes, her söylediği cümlenin sonunda "and the moral of that is.. " şeklinde bir açıklama getirmektedir.Konuşmanın bir kısmında hardalın bir mineral olduğuna , ve madenden çıkarıldığına karar verirler ve yakınlarda büyük bir hardal madeni olduğunu söyler düşes ve ekler ; "there is a large mustard mine near here .And the moral of that is- the more there is of mine, the less there is of yours"

Daha sonra Alice Mock Turtle 'la karşı karşıya gelir.Mock Turtle ona deniz altındaki okulundan bahsetmeye başlar.Derslerin ilk gün 10 saat , sonra 9, sonra 8.. şeklinde olduğunu söyler ve Alice bu duruma şaşırınca şöyle der; "That's the reason they're called lessons, they lessen day by day."
Yine Mock Turtle okulda gördüğü dersleri anlatmaktadır.Derslerin isimleri şu şekildedir:
- Reeling and Writhing
- Aritmetic - Ambition, Distraction, Uglification and Derision
(Burada uglify kelimesinin beautify kelimesinin zıttı olduğunu iddia eder Mock Turtle ki İngilizce'de uglification diye bir kelime yoktur.)
- Mystery, ancient and modern
- Drawling , Streching and Fainting in Coils
- Classical, Laughing and Grief

Kitabın sonlarına doğru, Kral ( yani iskambil kağıtlarının kralı ) , masanın üstündeki tartları kimin çaldığı hakkındaki davayı yürütürken, tanık olarak çağrılan Hatter ' a başındaki şapkayı çıkarmasını emreder.Hatter da hayır yapamam benim değil der ve kral o zaman çalıntı der.Hatter'ın cevabı şu olur; "I keep them to sell, I 've none of my own, I'm a hatter" . (Açıkçası ben bu cümleye kadar, Hatter'ın adının buradan geldiğini anlamamıştım.)
Kitap hakkında size biraz fikir vermek istedim.Ben çok beğendim ve bu fantastik dünyaya girip, birazcık olsun gerçek hayatı unutmak çok iyi geldi.Lewis Carroll'ın Alice'in hikayesine devam ettiği "Through The Looking Glass" adlı kitabıyla devam edeceğim.Okuduğumda onunla ilgili yorumlarımı da iletirim..
19 Nisan 2009 Pazar
Ziyaretçi Sayısı ve Queen Arasındaki İlişki
Queen hakkındaki yazımı henüz yollamıştım ki 1'den yukarı pek çıkmayan # online göstergesi birden 5 ' e ve dakika sonra da 8 ' e fırladı.Hali hazırda 7 görünüyor.
Bunu queen' e mi yormalıyım bilemedim , ama bu anı ölümsüzleştirmek istedim.
Bunu queen' e mi yormalıyım bilemedim , ama bu anı ölümsüzleştirmek istedim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)