12 Mart 2009 Perşembe
Sıdıka
11 Mart 2009 Çarşamba
Don't Worry, Be Happy
İş güç ararken sıkıldık bunaldık , havalar da bi düzelemedi,ucundan kıyısından görünüyor bahar ama hala demo versiyondayız.İste bugünlere ilaç gibi gelecek bir şarkı: you might want to sing it note for note
don't worry, be happy.
in every life we have some trouble
but when you worry you make it double
don't worry, be happy.
don't worry, be happy now.
*don't worry, be happy.
don't worry, be happy.
don't worry, be happy.
don't worry, be happy.
ain't got no place to lay your head
somebody came and took your bed
don't worry, be happy.
the landlord say your rent is late
he may have to litigate
don't worry, be happy.
*(look at me -- i'm happy.
don't worry, be happy.
here i give you my phone number.
when you worry, call me, i make you happy.
don't worry, be happy.)
ain't got no cash, ain't got no style
ain't got no gal to make you smile
don't worry, be happy.
'cause when you worry your face will frown
and that will bring everybody down
don't worry, be happy.
*(don't worry, don't worry, don't do it. be happy.
put a smile on your face. don't bring everybody down.
don't worry. it will soon pass, whatever it is.
don't worry, be happy. i'm not worried, i'm happy... )
9 Mart 2009 Pazartesi
Bir Film - Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi
Bu aralar vizyondaki filmlerden biri: Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi.Yaşlı doğup gittikçe gençleşen bir adamın hikayesini konu alıyor.Vücudu gittikçe gençleşse de zihni herkes gibi zaman geçtikçe yaşlanıyor.Bence harika bir film, konusu da çok orjinal açıkçası, çoğumuzun aklına getiremeyeceği türden. 2 saat 46 dakika sürüyor ancak ben keşke biraz daha sürse dedim.Mutlaka izlemenizi tavsiye ederim. Imdb Puanı: 8.2/10Fitzgerald’ın hikayesi büyük bir fantazi ve bir o kadar da hayal ürünüydü. Bu yüzden hikayeyi beyaz perdeye taşımak için çok iddaalı ve hevesli olmak gerekiyordu. Proje yaklaşık 40 yıl ortalıkta dolandı. Bir zamanlar filmi Spike Jonze’nin yöneteceği konuşuluyordu. Ardından 1998 yılında Ron Howard filmi çekme girişiminde bulundu, başrol içinse John Travolta düşünülüyordu.
Film yapma hayalleri yaklaşık 10 yıl önce yapımcılar Kathleen Kennedy ve Frank Marshall’ın hikayeye el atmasına dek sürdü. Aynı proje Eric Roth, David Fincher ve Brad Pitt’in de ilgisini çekiyordu. Böylelikle proje hayata geçirildi ve F. Scott Fitzgerald’ın kısa öyküsüne dayanan hikayeyi Eric Roth ve Robin Swicord yazdı, Eric Roth senaryolaştırdı. Filmde Kathleen Kennedy, Frank Marshall ve Ceán Chaffin yapımcı olarak görev aldı. Yönetmenliğini David Fincher’ın üstlendiği filmin kamera arkası ekibi, görüntü yönetiminde Claudio Miranda, yapım tasarımında Donald Graham Burt, kurguda Kirk Baxter ve Angus Wall, kostüm tasarımında ise Jacqueline West’ten oluşuyor. Filmin müziği Alexandre Desplat’nın imzasını taşıyor.
David Fincher ve ekibi; tıp dilindeki ismi ‘Hutchinson-Gilford Progeria Sendromu’ olarak bilinen, genç hastaları yaşından daha olgun gösteren ve çok seyrek rastlanan ‘progeria’ hastalığının ileri aşamalarına kapılmış bir çocuğu andıran Benjamin’i kurguladılar. Progeria hastalığının kurgusal bir versiyonunun kullanıldığı başka bir film de Robin Williams’ın rol aldığı 1996 yapımı ‘Jack’ filmidir.
Bu ekip, pek de sıradan olmayan bir adamın yaşadığı serüven içinde karşısına çıkan kişilerin ve yerlerin, bulduğu ve kaybettiği aşkların muazzam öyküsünü, hayatın keyifleri ile ölümün hüznünü ve zamanın ötesine uzanan şeyleri konu alan bir film yaptı. Ayrıca bu eser akademinin de dikkatini çekti ve en iyi erkek oyuncu, en iyi yönetmen, en iyi yardımcı kadın oyuncu ve en iyi uyarlama senaryo da dahil olmak üzere tam 13 dalda adaylıkla bu seneki Oscar’ın en iddialı ismi olduğunu gösterdi. Film, İngiliz kamuoyunun da dikkatini çekmeye başardı ve İngiliz Oscar’ı olarak bilinen İngiliz Film ve Televizyon Sanatları Akademisi (BAFTA) ödüllerine 11 dalda aday gösterildi.
Filmin senaristi Eric Roth, hikayeyi kurarken ve yazarken, anne babasının kaybını yaşadı. “Ölümleri benim için elbette çok acı vericiydi ve hayata başka türlü bakmama yol açtı. Bence insanların bu hikayede etkilenecekleri şeyler beni etkilemiş olan şeyler olacak”. Ayrıca Roth şu sözleri ile adeta filmin ana temasını çıkarıyor: “Yüzeyde, harika bir şey olacağını düşünürsünüz ama bu farklı türde bir hayat. Bence hikayeyi zorlayıcı kılan da bu. Benjamin hayatı geriye doğru yaşadığı halde, ilk öpüşmesi ve ilk aşkı onun için yine de aynı ölçüde önemli ve anlamlı. Hayatı ileriye doğru mu geriye doğru mu yaşadığınız fark etmez, hayatınızı nasıl yaşadığınız önemli”.
Filmin ilk hazırlıklarında, Fincher’ın Kennedy ve Marshall’la toplantıları çoğu zaman fazlasıyla kişiseldi. Yönetmen bu toplantılar hakkında şunları söylüyor: “Hikaye hakkında konuşmaya başlıyorduk fakat daha on beş dakika geçmeden, sevdiğimiz ama kaybettiğimiz, sevdiğimiz ama bize dikkat etmeyen ya da peşinden koştuğumuz veya bizim peşimizden koşan kişilerden söz ediyor oluyorduk. Film bu açıdan ilginç; hepimizde böyle bir etki yarattı”.
Film açısından en büyük zorluklardan biri Benjamin Button karakterini canlandırmanın tek yolu olarak Brad Pitt’in her yaşı bizzat kendisinin canlandırmasını istemesiydi. Yönetmen Fincher, “Brad karakterin hayatını baştan sonra oynayamayacaksa rolün ilgisini çekmeyeceğini söyledi” diyor. Ancak filmde Benjamin Button karakterini Brad Pitt dahil 7 aktör canlandırdı. Sette Brad Pitt’i rolüne hazırlamak için her gün 5 saat Brad’in bu rol için mükemmel bir seçim olduğunu ve rolün daha az yetkin ellerde pasifleşebileceğini söyleyen Fincher, Pitt’e rol arkadaşı olarak Cate Blanchett’ı seçti. Yönetmen, “’Elizabeth’teki performansından beri aktrise bir rol vermeyi düşünüyordum. ‘Sunset 5’e gidip, ‘Aman Tanrım, kim bu?’ diye düşündüğümü çok iyi hatırlıyorum. Böylesine bir güce ve beceriye sahip kişilerle her gün karşılaşmıyorsunuz” diyor. Fakat Daisy rolü için güzel oyuncu Rachel Weisz düşünüldüğü, ancak oyuncunun programı diğer film çekimleri ile çakıştığı için geri çevrildiği Hollywood kamuoyunda dedikodular arasında.
Blanchett, her ne kadar bale dersleri çocukluğunda kalsa da, Daisy’yi bir dansçının duruşu ve tutkusuyla canlandırdı. Daisy’nin oynadığı ve Benjamin’in o oynarken izlediği müzikalin ismi ‘Rodgers ve Hammerstein’ın Müzikali’. Bu sahneler, orijinal müzikalin sahnelendiği 1945 ve 1947 tarihleri arasında gerçekleşmek zorundaydı. Ayrıca daisy ikinci olarak çiftle sergilenen bir bale çeşidi olan ‘Pas De Deux’ dansını sergiliyor.
Ekipte babasını yeni kaybeden bir diğer isim ise filmde ‘Queenie’ rolünü canlandıran Taraji P. Henson. Henson kendi rolünü şöyle tarif ediyor: “Ölümle nasıl başa çıkılacağını bilen bir kadın o. Aynı zamanda, adeta bir koşulsuz sevgi abidesi. Irkçılığın söz konusu olduğu bir dönemde, kendisinin olmayan, beyaz ve böylesine sıradışı şartlarda doğmuş bir çocuğu eve alabiliyor. Tüm bunları gözardı edip onu seviyor. Babamı yeni kaybetmiştim, ve onu çok fazla özlememe rağmen, sanki ölümü Queenie’ye uzanan serüvenimin bir parçası gibiydi. Bu rol acımın dinmesine, acım ise performansımı şekillendirmeme yardımcı oldu. Sanat çok iyileştirici olabiliyor”.
Benjamin Button’a gerçek babası Thomas Button (Jason Flemyng) babalık yapmıyor. Daha doğar doğmaz bebeğin görüntüsü karşısına dehşete düşer ve onu bir emekliler evi olan Nolan Evi’nin basamaklarına terk eder. Benjamin’e ilk babalık görevini Tizzy (Mahershalalhashbaz Ali) yapar. Ali rolü için ise şunları söylüyor: “O, Benjamin için bir tür bayrak direği, erkekliği için bir barometre. Tizzy ona rehberlik ediyor ve onu büyütüyor. Okumayı yazmayı öğretiyor; Shakespeare’i öğretiyor. Ama bence her şeyden önce ona erkek olmak nedir onu öğretiyor. Tizzy, Benjamin’e bu temeli veriyor ki Benjamin’in hayatında bir erkek modeli olabilsin”. Benjamin için bir diğer baba figürü ise Jared Harris’ın canlandırdığı Kaptan Mike’dır. Harris bu konuda şunları söylüyor: “Babanız hayatınızda çok güçlü bir figürdür. Bu hikayenin örgüsünde de erkek karakterler ve babalar ile oğullar arasındaki ilişkiler çok önemli yer tutuyor. Kaptan Mike, Benjamin’i bir baba-amca gibi hayatın kötülükleriyle ve zevkleriyle tanıştırıyor. Ayrıca onu denizde bir yaşamla tanıştırıyor ve böylece Benjamin dünyayı görme fırsatı elde ediyor”.
Film, Montreal ve Karayipler’in de aralarında bulunduğu çeşitli mekanlarda çekildi. Karakterin doğum yeri olan New Orleans da bunlardan biriydi. Fakat New Orleans şehri Katrina kasırgasının yıkımını yeni yeni atlatıyordu. Bu yüzden film seti Baltimore’a kurulacaktı. Ancak, şehir yönetimi kasırgadan iki gün sonra yapımcıları arayıp planlarına sadık kalmalarını söyleyerek film ekibini yüreklendirdi. Böylelikle Hurricane Katrina’sının ardından, New Orleans’ta Danzel Washington’ın Deja Vu filminden sonra çekilen ikinci Hollywood filmi oluyordu.
Kostümler döneme uygun ve stilizeydi. Kostüm tasarımcısı Jacqueline West, hayatının başından sonuna Benjamin Button’ı giydirmek için 20. yüzyılın sinema ikonlarından yararlandığını söylüyor: “40’lardaki Gary Cooper’ı, 50’lerdeki Brando’yu, 60’lardaki Steve McQueen’i kullandım. Müthiş birer ilham kaynağıydılar. Brad’de de aynı karizma olduğu için o kıyafetleri taşıyabileceğini biliyordum”.
Pitt için gençliliğinden yaşlılığına Benjamin performansını destekleyecek bir diğer fiziksel öğe de dijital tekniklerdi. Uzun zamandır Fincher’la çalışmış olan görsel efektler amiri Eric Barba, Oscar ödüllü özel makyaj tasarımcısı Greg Cannom’la omuz omuza çalıştı. Cannom film süresince yaşlanma ve geriye dönük yaşlanma etkilerini destekleyecek protezleri yaratmakla sorumluydu.
Filmde ışıklandırmalar genellikle karede ampuller kullanılarak yapıldı ve çekimlerin doğal olması sağlandı. Doğal ışık kaynaklarını kullanabilmek, aynı zamanda hızlı hareket edebilmek için çoğunlukla dijital çekim yapıldı.
En son ‘Slumdog Millionaire’ filmiyle Altın Küre ödülünü kazanan ünlü yönetmen Danny Boyle, bir çizgi roman olan “Solomon Grundy” projesini hikayenin Benjamin Button’a benzemesi nedeniyle geri çekti.
Her kelimesi anlam yüklü replikleri ve hayatımızın her döneminde karşımıza çıkabilecek olaylar ile filmden kareleri hatırlayacağımız unutulmayacak bir başyapıt, sinema tarihinin unutulmaz filmleri arasına girmeye aday Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesi, filmin açılış sahnesindeki doğuştan kör olan ve güneyin en iyi saatçisi ünvanına sahip Bay Gateau’nın yaptığı ve kaybettiklerimizi geri kazanma umuduyla geriye doğru işleyen ancak 2002 senesinden sonra tren istasyonuna yeni bir digital saat alınmasıyla hurdaya ayrılan saatin Katrina Kasırgası nedeni ile sular altında kalışıyla dramatik bir final buluyor.
Aida Operası

tekzip
26 Şubat 2009 Perşembe
boşluktan ne yapacağını bilememe
Maslow Teorisi - İhtiyaçların Hiyerarşisi

Maslow'a göre birey için o an baskın olan gereksinimler hangi kategoriye ait gereksinimler ise, diğer deyişle günlük etkinlikleri ağırlıklı olarak hangi gereksinimleri doyurmaya yöneliyorsa, kişilik gelişmişlik düzeyi de onun istencinden ya da seçiminden bağımsız olarak bu gereksinim kategorisine karşılık gelen düzeyde bulunacaktır.
Belirli bir kategorideki gereksinimler tam olarak karşılanmadan kişi bir üst düzeydeki kategorinin gereksinimlerini algılamaz, böyle gereksinimleri yoktur. Örnek olarak günlük olarak karnını doyurabilen fakat güvenlik içinde bulunmayan, kendini sürekli olarak olası bir tehdit altında algılayan bir insanın, dünya görüşünü geliştirmek için kitap okumak gibi bir gereksinimi yoktur.
Belirli bir gereksinim kategorisindeki gereksinimlerin karşılanması durumunda kişi, bir üst kategorideki gereksinimleri karşılamaya yönelecektir. Bu durum kişilik gelişme düzeyini de bir üst düzeye sürükleyecektir."
Kaynak:Vikipedia
21 Şubat 2009 Cumartesi
Kitap Tanıtımı - Jane Eyre
Bundan sonra okudugum kitapları size de tanıtmaya karar verdim.İlk tanıtacağım kitap son okuduğum "Jane Eyre".Bu kitap "Bronte kardeşler" olarak bilinen üç yazar kardeşin en büyüğü olan Charlotte Bronte tarafından yazılmıştır.Jane Eyre adlı bir kızın, çocukluğundan itibaren başından geçenleri anlattığı kitap, daha sonra çok güzel bir aşk romanına dönüşmektedir.Yalnız, yazar herşeyi öyle gizemli anlatmakta ki , sürekli bir merak hali uyandırmakta ve asla sıkmamaktadır.Şahsen ben 650 sayfalık kitabı birkaç gün içinde bitirdim.20 Şubat 2009 Cuma
Bir Garip Halet-i Ruhiye

18 Şubat 2009 Çarşamba
The Cure - Friday I'm in Love

tuesday's grey and wednesday too
thursday I don't care about you
it's friday I'm in love
monday you can fall apart
tuesday wednesday break my heart
thursday doesn't even start
it's friday I'm in love
saturday wait
and sunday always comes too late
but friday never hesitate...
I don't care if monday's black
tuesday wednesday heart attack
thursday never looking back
it's friday I'm in love
monday you can hold your head
tuesday wednesday stay in bed
or thursday watch the walls instead
it's friday I'm in love
saturday wait
and sunday always comes too late
but friday never hesitate...
dressed up to the eyes
it's a wonderful surprise
to see your shoes and your spirits rise
throwing out your frown
and just smiling at the sound
and as sleek as a shriek
spinning round and round
always take a big bite
it's such a gorgeous sight
to see you in the middle of the night
you can never get enough
enough of this stuff
it's friday
I'm in love
ne okumalı, nasıl karar vermeli ??

6 Ocak 2009 Salı
Üşenmeyenlere Güzel Bir Alternatif
yeni yıl,yeni yaş,ilk kırışık
25 Mayıs 2008 Pazar
öğrenilmiş çaresizliklerle başa çıkmak-2
alıntı:Mümin Sekman-Herşey Seninle Başlar
24 Mayıs 2008 Cumartesi
öğrenilmiş çaresizliklerle başa çıkmak
alıntı:Mümin Sekman-Herşey Seninle Başlar